Şebden olmaz şeker, ne kadar kaynatsan kaynat, cinsine çeker
Üstadımız bu defa bir atasözüyle başladı sözlerine. herkesin bildiği bir atasözü olmasına rağmen yılların tecrübe imbiğinden süzüldüğü için bambaşka bir anlam kazandı.
Şeb yani şap ne kadar kaynatılsa kaynatılsın şekere dönüşerek, o acı tadını bırakıp tatlı olamıyacağı gibi, karakteri şekerle değil şapla yoğrulmuş kimseler ne kadar uğraşılsa uğraşılsın değişmezler. Ziya Paşa'nın da dediği gibi " Merkebe altın palan ursan merkeplik vasfı değişmez " Akrebin asla bal yapamıyacağı gibi o da hasletinin gereğini yapar.Asla cibiliyetini değiştirmez.
Üstad sözlerinin burasında Osmanlı tarihinden Serasker Hüseyin Avni Paşa örneğini verdi. Vaktiyle İsparta valisine bir mektup gelir. Payitahtta yetiştirilmek üzere oğlunu göndermesi istenmektedir. Ancak biricik evladını gözü önünden ayırmak istemeyen vali, hizmetinde çalışan bir eşekçinin oğlunu kendi oğlu yerine İstanbul'a gönderir. Gözü kara, yırtık bir çocuk olan Hüseyin Avni büyüyünce hızla yükselerek paşa olur ve seraskerlik gibi çok yüksek bir makama erişir. Ancak tiynetinin gereğini yapmaktan geri durmayan Hüseyin Avni Paşa velinimeti Sultan Abdülaziz'in katline bizzat iştirak eder. Yapmadığı şenaat kalmaz. Sonunda da şehid sultanın kayinbiraderinin kurşunlarıyla can verir.
Bunun gibi yüzlerce örnek gösterir ki işler, makamlar, mansıplar mutlaka ehline verilmelidir. Hatta kız alırken bile " Çöplükte biten güle " itibar edilmemelidir.
Üstadımız sözlerini hoş bir anekdotla bitirir: " Vaktiyle büyüklerden biri karga ile güvercini birlikte uçarken görmüş. Meğerse ikisi de körmüş bunların. "
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder